mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2009 Pazartesi

MISIR GEZİSİ..

Sömestr tatilinde Mısıra gitmeye karar verdik.Seçtiğimiz turda direk gidiş olmadığı için Ankaradan İstanbula ,İstanbuldan da Kahireye gittik.Geçen sene yaptığımız bu yolculuk 2 saat kadar sürdü.Kahireye varır varmaz bavullarınızı zorla taşımak isteyen insanlarla karşılaşıyorsunuz.Her ne kadar No! desenizde onlar bir türlü anlamıyorlar ve sürekli bahşiş bahşiş diye etrafınızda dolanıyorlar.Hiçbir şey yapmasalar bile sizden para istiyorlar.Vakit kaybetmeden piramitleri görmek istiyoruz.Eşyalarımızı hızlıca otele bırakıp piramitleri görmeye gidiyoruz.Otele varana kadar Dünyanın en uzun nehri olan Nil nehrini ve Kahire caddelerinden kesitler alıyorum.Akşamında da Nilde gemide düzenlenen eğlenceye katılıyoruz.

Otobüsten piramitler görünmeye başlıyor.Dünyanın yedi harikasından biri olan Keops piramidini görüyoruz(Giza piramitlerinin üçü birden Dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir.)Piramitlerden sadece Keops bu listeye girmiştir.


Piramitlerin yakınına varınca insan inanamıyor.O kadar yüksek ki!Senelerce insanlar bunu yapmaya uğraşmışlar,tahminen 30 yıl kadar sürmüş diyor tur rehberimiz.İlk yapıldığında 145 metreymiş.Fakat bugüne kadar 10 metresini falan kaybettiği düşünülüyor.Piramitlerin bir kaç basamağına çıkılabiliyor. Bende hemen çıkıp fotograf çektirdim.Piramitlerin resmini çekerken deveye binmek istermisiniz diye sıkça soruluyor.Tabi binmesi bedava diyip,inerken para istiyorlar :D Eğer develerden birini yanlışlıkla fotoğraf karenize soktuysanız sizden Bahşiş adı altında para istemeyi ihmal etmiyorlar :))

Han Halili çarşısına gidiyoruz.Sizin Türkiyeden geldiğinizi öğrendikleri an İstisnasız tüm satıcılar "Yavaş yavaş Hasan Şaş" cümlesini söylüyorlar.Bu cümleyi alışveriş yaparken o kadar çok duyuyorsunuz ki.Sizi %100 kazıklamaya çalıştıklarını her zaman aklınızda bulundurmanız gerekiyor.Almak istediğiniz herşeyin fiyatını 3 katı söylüyorlar ve sıkı bir pazarlık yapmadan birşeyler almıyor kimse.80 dolar olan bir süs eşyasını en son 25 dolara alarak ayrıldık mağazadan.

Sokaklar da biraz pis Kahirede.Şoförümüze rahatsız olmuyor musunuz bu durumdan,neden temizlenmiyor sokaklar diye sorduğumda ; temizlense bile çöl fırtınası olduğu zaman tekrar eski haline dönüyor.Bu nedenle artık çok önemsemiyoruz dedi.Trafik sıkışıklığa rağmen inanılmaz bir şekilde ilerliyor.Arabalar çoğunlukla akşamları farlarını yakmıyorlar.Başta bu çok garip gelmişti.Ama daha sonra zaten hiçbir trafik kuralına uymadıklarını fark edip yadırgamıyorsunuz.Bindiğiniz taksilerin kapı kolu veya kemeri elinizde kalabilir veya camı olmayabilir ki(aynen böle bir taxiye bindik ilk gün;).İkinci gün deneyimimizden dolayı dikkatli davranarak taksiler arasında camı ve kapı kolu olan bir taksiye bindik:) Taksimetre diye birşey yok.Binerken pazarlık yapıyorsunuz:))

Piramitlerden sonra Kahire Mısır Müzesine gittik.Müze içinde rehberler var,isterseniz kiralayabiliyorsunuz.Piramitlerden çıkarılan mumyalar,altın masklar görülmeye değer.Aslında bu müzede fotoğraf çekmek yasak ama ben yine de birkaç tane çektim.

Mısır yemeklerinin de tadına baktık, akşam manzarasını ve piramitlerde yapılan ışık danslarını da diğer günlerde izleyerek Mısırın başka bir şehri olan İskenderiye'ye(alexandria) doğru yola çıkyoruz..
Clicky Web Analytics